Etkinlik

Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası


Ekleyen: Etkinlik Sitem | Okunma Sayısı: 290

 

KESTANE

PARASI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mustafa KEÇELİOĞLU

DENİZLİ – 2012

 

 

 

           Yazar:

Mustafa KEÇELİOĞLU

 

İletişim:

Zeytinköy Mah. 5066 Sk. No:7 Bağbaşı/ Denizli

Tel: 0535.573 34 98

 

Sanat danışmanı:

Fahrettin KOYUNCU

 

ISBN: 978-605-87535-1-8

 

Eylül 2012 - 1000 Ad.

 

 

Basım yeriİ: BİLAL OFSET

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Değerli Öğretmen Arkadaşlarım,

 

Bu kitabı yazmada en büyük etken, devamlı olarak çocuklarımıza aynı tür hikaye kitaplarını okutuyor olmamızdır. Binbir Gece Masalları, Keloğlan, Nasrettin Hoca türü eserlerin değişik yayınevleri vasıtası ile okuyucuya hitap etmesi, aynı zamanda ilköğretimde birden dörde kadar Nasrettin Hoca’nın Doğuran Kazan’ını defalarca okutmaktan sıkıldığınızı, Kül Kedisi’nden bir nebze olsun bıkmış olduğunuzu düşünerek bu kitabı yazma ihtiyacı duydum.

 

             Sevgili Öğrenciler,

 

          Bir hikaye kitabı okurken sanki bu kitabı daha önce okuduğunuzu hissederek sonucunu hikayenin başlığına bakarak tahmin ediyorsunuz. Ben öğrencilik yıllarımda okuduğum Nasrettin Hoca, Kırk Haramiler, Peter Pan ve Keloğlan hikayelerini halen otuz yıl sonra öğrencilerime okutuyorum. Bundan dolayı sınıfta öğrencilerimle birlikte hikaye defteri oluşturduk. Daha sonra ben de bu hikayeleri kaleme aldım. Başka hiçbir yerde bulamayacağınız hikayeleri keyifle okuyabilirsiniz. Bu kitapta günlük hayatta yaşanmış olayları okumaktan zevk duyacağınızdan eminim. Saygılarımla.

 

           Bu kitap Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlınca hazırlanan yeni okuma,  yazma öğretimi programına uygun olarak hazırlanmıştır. Kitapta T D K Yazım Kılavuzu kuralları içinde, akıcı anlatım dili kullanılmıştır

              KESTANE PARASI

 

       Bizim köyümüz, üç tarafı dağlarla çevrili, dağların yamacına kurulmuş şirin bir Anadolu köyüdür. İnsanları çalışkan ve her zaman güler yüzlüdür. İnsanlar yazın tarla ve bahçe işleriyle uğraşırlar. Ailesinin geçimini sağlarlar. Köylüler yazları ne kadar çalışsalar da kıt kanaat geçindikleri için, köyün erkekleri kışın şehre inerek mevsimlik olarak çırçır fabrikasında işe girerler. Yaz gelince tekrar köydeki işlerine devam ederler. Bazıları ise kışın çevredeki dağlardan kestane toplayarak şehirde satarlardı. Benim babam da onlardan biriydi.

         Kestane toplamak sanıldığı kadar kolay bir iş değildi. Zor ve tehlikeliydi. Bütün bu tehlikeleri göze alan insanlardan biri de babamdı. Bütün bu zorlukları sadece bizi okutmak için göze alıyordu. 

 

 

         Yine soğuk bir kış günü babam, atının heybesine azığını koymuş, her zaman olduğu gibi sabah erkenden kestane toplamaya gitmişti. Sabah kalktığımda babamı kahvaltı sofrasında görmek neredeyse imkânsızdı. Artık anneme babamın nerede olduğunu sorsak, her seferinde ‘’Dağa kestane toplamaya gitti,’’ cevabını aldığımız için sormaya bile lüzum görmüyorduk. Çünkü bizim okul harçlığımızın kestane parası olduğunu biliyorduk.

 

Sabah erkenden kalkmış, kahvaltımızı yaptıktan sonra kız kardeşim Ayten’in elinden tutmuş okula gitmiştim. O gün içimde bir sıkıntı vardı sanki. Durmadan babamı düşünüyordum. Uzun kestane ağaçlarının başından nasıl kestane toplayıp eve getirdiği, bütün bu zorluklara bizim için katlandığı gün boyunca aklımdan hiç çıkmadı.

 

           Akşamüzeri okulumuz paydos olmuş eve geliyorduk. Bizim evin bahçesindeki kalabalığı görünce şaşırdım. Babamın atı evimizin önündeki kara selviye bağlanmış üzerindeki kestane dolu heybe bile sırtında duruyordu. Birden aklıma babam geldi. Babama bir şeyler olmuş yoksa bu heybe şimdiye kadar atın sırtından inerdi diye düşündüm. Koşarak içeriye daldım. Baba baba diye bağırdım. Amcam sakin ol önemli bir şey yok evladım diye benim elimden kavradı.

 

 

Oda kapısından içeriye girince babamı yatakta uzanmış olarak gördüm. O anda babamı sağ salim görünce biraz sakinleştim.

 

Babam:

 

-Gel bakalım Halil, korkma çok şükür Allah beni çocuklarıma bağışladı. Bu seferlik kazayı ucuz atlattık, dedi.

Hemen babamın boynuna atıldım. Ona sıkı sıkı sarıldım. İçimden babamı bize bağışlayan Allah’a dua ederken gözlerimin yaşları sevinçle yanaklarından aşağıya doğru sızıyordu. Hemen biraz sonra Ali amcamın sesi dışarıdan duyuldu.

 

-Çabuk olun, akşam olmadan hastaneye yetişelim, diye dedeme söylendi.

           Babamı, iki kişi kollarına girerek dışarıya çıkardı. Dedem ‘’Ayağına dikkat edin herhalde kırık’’ diye onları uyarıyordu.

 

 

Babam arka koltuğa uzandıktan sonra, amcam ile dedem de arabaya bindiler. İlçenin yolunu tuttular. Onlar gittikten sonra atın sırtındaki kestane dolu heybeyi evimizin salonuna getirdiler. Sanki kestaneler babamın ayağına zarar vermiş gibi babamın topladığı kestanelere tüm hırsımla bakıyordum. Annem benim durumumu sanki anlamış ki kestane dolu heybeyi hemen alarak depoya götürdü.

 

 

         Akşam olunca bütün komşular evlerine gittiler. Biz de ailecek birer köşeye çekilip, annemin kurmuş olduğu akşam sofrasına gelmeye bile ihtiyaç duymamıştık. Vakit hayli ilerlemişti. Annem bizim uyumamız için yataklarımızı sermiş, kardeşim Ayten ile benim uyumamı söylemişti. Biz de itiraz etmeden yatağımıza girdik. Fakat Ayten sorularını art arda sıralamaya başlamıştı:

- Abi babamın Ayağına ne olmuş?

- Kestane toplarken ağaçtan düşmüş.

- Nereye götürdüler babamı?

- Hastaneye.

- Peki ne zaman gelecek?

- Bilmiyorum kardeşim. İnşallah bir an önce iyileşir de gelir. Baktım ki soruların arkası kesilmiyor:

-Haydi Allah rahatlık versin deyip uyumasını söyledim.

 

Kardeşimin kısa bir süre sonra uyuduğunu fak ettim. Fakat benim gözüme uyku girmiyordu. Bir o yana bir bu yana dönerken bir araba sesi geldi kulağıma. Daha annem ile ninemin dışarıda olduklarının farkındaydım. Bir türlü dışarıya çıkmaya cesaret edememiştim. Daha uyumadığımı fark ederlerse kızarlar diye düşünüyordum. Dışarıdan gelen sesleri duyunca dayanamadım. Hemen yataktan kalktığım gibi dışarıyı fırladım. Amcam, annem ile ninemi bir şeyler anlatıyordu. Yavaşça yanlarına yaklaştım. Amcamın koltuğuna doğru hafiften sokuldum. O da benim yanaklarımdan sıktı.

 

-Korkulacak bir durum yok Halil haydi uyumaya çalış, dedi.

 

Amcamın sözlerini sonuna kadar dinlemek istediğim için hayır der gibi omzumu oynattım. Ninem ile annem, babamın durumunu merak ediyor amcama bir şeyler sormaya çalışıyorlardı.

 

Ninem:

- Hele anlat bakalım Ali oğlum. Nesi varmış ağanın? diye sordu.                                           

Amcam:

- Anne biz hastaneye varınca abimin ayağının filmini çektiler. Sonra çekilen filmleri doktor güzelce kontrol etti. Kırık değil, çıkık, deyince biz de sevindik. Ağaçtan inerken ayağı kaymış. Tabi dengesiz olunca topuk kemiği kaymış. Bereden dolayı ayağı hayli şişmiş. Doktorlar güzelce sardılar, deri altında kanama olabilir, iki gün hastanede kalsın dediler. Salı günü ilçenin pazarı. Hem pazara giderim, gelirken alır gelirim. Babam evdekilere söyle, telaşlanmasınlar, dedi.                                               

          Ninem:

        -Ali, keşke aşağı mahalledeki Muharrem amcana bir gösterip ondan sonra hastaneye götürseydiniz, kırıktan çıkıktan iyi anlardı, dedi.

 

Ninemin sözlerine amcam ile annem biraz gülümsediler.

 

 

 

         Amcam:

          -Anne Muharrem amca film de çeker herhalde, bırak artık böyle şeylerle kafanı karıştırıp durma deyince ninem fena bozuldu.

           Ninem:

           -Cahilliğimi ille de yüzüme vurmadan duramazlar! diye söylene söylene odasına gitti. Annem ile amcam arkasından gülüştüler. Amcam evine giderken biz de annem ile birlikte odamıza girdik. Babamın durumunun iyi olduğunu öğrenmek içimi biraz olsun rahatlatmıştı. Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Yatağıma yatar yatmaz uyuya- kalmışım.

              Aradan iki gün geçmişti, amcamın ilçeye, pazara gideceğini bildiğim için, bir gün önceden öğretmenimden izin almıştım.

Amcama babamı görmeye gideceğimi söylediğimde bana itiraz etmedi. Arabanın bagajına daha önceden toplanmış olan kestaneleri yükledik. Amcam ile birlikte ilçe pazarına gittik.

Ben ‘’Kestanem şeker!’’ diye bağırmaya başlayınca, bütün alıcılar bizim kestaneleri kısa bir zamanda bitiriverdi. Biraz alışveriş yaptık. Daha sonra hastaneye vardık. Babamın durumunu çok merak ediyordum. Babam ile dedem bizi görünce çok şaşırdılar.

           Babam:

          -Önce pazara uğrasaydınız keşke, deyince amcam:

          -Alışverişimizi bile yaptık, dedi.

 

            Dedem:

            -Yani evdeki kestaneleri pazara getirmediniz mi? Alışveriş parasını nereden aldınız? Bize para lazım, biliyorsun kardeşinin sigortası yok dedi.

Bu Kategoride En Çok Ziyaret Edilenler
  • 2013-2014 MEB şube müdürlüğü sınavı görevde yükselme ders notları
  • 2013-2014 MEB şube müdürlüğü yönetim, liderlik ve organizasyon ders notu
  • 2013-2014 MEB şube müdürlüğü Türk idare sistemi ders notları
  • 2013-2014 MEB şube müdürlüğü Türk idare sistemi ders notları
  • Osmancık (Tarık Buğra) ÖZETİ!
  • Beyaz Diş (Jack London) ÖZETİ!
  • Çankaya (Falih Rıfkı Atay) ÖZETİ!
  • Pembe İncili Kaftan (Ömer Seyfettin) ÖZETİ!
  • Bir Düğün Gecesi (Adalet Ağaoğlu) özeti
  • Kumarbaz (Ftodor Dostoyevski) ÖZETİ!
  • Hüküm Gecesi (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) ÖZETİ!
  • Tatarcık (Halide Edip Adıvar) ÖZET!
  • Budala (Dostoyevski) ÖZETİ!
  • Ferdi ve Şürekası (Halit Ziya Uşaklıgil) ÖZETİ!
  • 2013-2014 insan ilişkilerinde ve yönetimde etkili iletişim ders notları
  • Gülnihal (Namık Kemal) ÖZETİ!
  • Toprak Ana (Cengiz Aytmatov) ÖZET!
  • Yeşil Gece (Reşat Nuri Güntekin) ÖZET!
  • Sözde Kızlar (Peyami Safa) ÖZETİ!
  • İnci (John Steinbeck) ÖZETİ !
  • Beyaz Lale (Ömer Seyfettin) ÖZETİ!
  • Geniş Zamanlar (Ayşe Kulin) ÖZETİ!
  • 2012,2013 İRFAN ORGA HAYATI YENİ!
  • Bir Sürgün (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) ÖZETİ!
  • Vatan Yahut Silistre (Namık Kemal) ÖZET!

  • Anahtar Kelimeler;
    Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası, 2011 - 2012 Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası, 2012 Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası, Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası içeriği, Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası etkinliği, Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası açıklaması, Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası nedir?, Yazar M.Keçelioğlu Kestane Parası örneği


    Eğitim Öğretim Dökümanları, Serbest Ders Etkinlikleri, Etkinlikler, Sorular, Testler, Yazılı Soruları